Etiket Arşivi alternatif bilişim derneği

Yasaklara Karşı Ne Yapsak?

Yasaklara Karşı Ne Yapsak? Sansüre Karşı Çıkan Alternatif Bilişim Derneği'ne verilen Plaket

Yasaklara Karşı Ne Yapsak? temalı Gençlik Filmleri Festivali'nde Sansüre Karşı Çıkan Alternatif Bilişim Derneği'ne verilen Plaket

Dün gece İTÜ Maçka Kampüsü’nde Öğrenci Kolektiflerinin düzenlediği Gençlik Filmleri Festivali açılış etkinliği gerçekleşti. Etkinliğin teması: “Yasaklara Karşı Ne Yapsak?”

Etkinlikte yasaklara karşı mücadele etmiş kişi ve kuruluşlara plaketler verildi. Alternatif Bilişim Derneği’ne de İnternet sansürüne karşı verdiği mücadele nedeniyle bir plaket verildi. Hemen sağda görülen plaket.

Kısa bir konuşma yapabileceğimi söylediler ama zaten hem aralarda gösterilen filmler hem de pandomim gösterilerinde yeterince söz söylenmişti.

Gecede bizim dışımızda Penguen Dergisi, Erdoğan’ın ucube dediği ‘İnsanlık Anıtı’nı yapan heykeltraş Mehmet Aksoy, Rutkay Aziz gibi çok sayıda isme de ödüller verildi.

Plaketleri elleriyle hazırlamışlar.

Son olarak, sponsorsuz, desteksiz etkinlik gerçekten çok başarılı organize edilmişti.

Teşekkür ediyoruz…

 

Katılımın e-hali: Gençlerin Sanal Alemi’ni yayınladık

Alternatif Bilişim Derneği ikinci e-kitabı; “Katılımın e-hali: Gençlerin Sanal Alemi”ni yayımladı.

katılımın e-hali

Katılımın e-hali: Gençlerin Sanal Alemi ikinci e-kitabımız. İlk e-kitabımız Cesur Yeni Medya’yı (http://ekitap.alternatifbilisim.org/cesur-yeni-medya.html) Ocak ayında yaptığımız Wikileaks panelimizin ardından derlemiştik. İkinci e-kitabımız ise Türkiye’de gençlik alanında internetin sivil ve politik katılıma etkisini masaya seren ilk e-derleme olma ünvanını taşıyor. Türkiye’de gençlik ve İnternet alanı “gençler vakitlerinin çoğunu facebook ve oyunda geçiriyor”, “Aileler aman dikkat” ya da “İnternet gençleri asosyalleştiriyor” söylem ve haberiyle ilişkilendiriliyor. Kitabı derleyen ve makale yazan arkadaşlarımız yaşadıkları zorluğu “Türkiye’de özellikle gençlik alanı çok bakir olduğundan, internet çalışmalarıysa henüz 10’lu yaşlarına bile girmediğinden, işimiz oldukça zordu. Türkiye’de yaşayan gençlerin renkli sanal alem tasavvuru ve mesleki deformasyondan kaynaklanan kamuoyuyla paylaşım sorumluluğu, ayakta kalmamızı sağladı” diyerek anlattı.

Derlemede, hem Türkiye özelinde hem de Türkiye’yi ilgilendiren konularda karşılaştırmalı proje bulguları, alanda çalışan uzman ve akademisyenlerin makalelerine ve röportajları bulunuyor.

Makale yazarları özellikle çeşitli alanlardan seçilmiş, bu konuda çalışan akademisyen, danışman, yazar, gençlik örgütü çalışanı, sendikacı, gençlik çalışmaları yapan ve sivil toplum deneyimi olanlar… Röportaj verenlerin de profilinde de çeşitlilik olmasına dikkat edildi. Türkiye’nin ilk internet girişimcileri, yayıncı ve gençlik alanında uzun yıllardır çalışan eski gönüllü, genç profesyonel, genç akademisyen/blogçularla röportajlar yapıldı.

Kasım 2011’de yayınladığımız 430 sayfalık e-kitabımızı İstanbul Şehir Üniversitesi öğretim üyelerinden Yrd. Doç. Dr. Aslı Telli Aydemir’in derledi. Bu Alternatif Bilişim e-yayını, Kuzey Afrika ve Ortadoğu’da son dönemde yaşanan sosyal hareketlerle bir kat daha önem kazanan çevrim-içi/çevrim-dışı katılım dinamiklerine farklı bir pencereden bakmak isteyenlere önemle duyurulur.

Kitabı http://ekitap.alternatifbilisim.org/katilimin-e-hali.html adresinden indirebilir, keyifle okuyabilirsiniz…

Kitap ve dernek hakkındaki her türlü görüş ve önerilerinizi bilgi@alternatifbilisim.org adresine bekleriz.

İnternette devlet eliyle filtre uygulaması neden sansürdür!

*İnternette devlet eliyle filtre uygulaması neden sansürdür?

Son yaptığı açıklamalarla başta Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç olmak üzere, iktidar çevreleri, BTK’nın 22 Ağustos’ta yürürlüğe sokmayı planladığı merkezi İnternet Filtresi (sansür) uygulamasını savunmakta ve bu amaçla kamuoyunu yanlış bilgilendirmektedir.

İnternet’e merkezi filtre uygulanmasına karşı çıkılma noktası, özgür İnternet erişiminin bir insan hakkı olması temelinde yatmaktadır. (Bkz. Birleşmiş Milletler Düşünce ve İfade Özgürlüğünün Korunması ve İlerletilmesi Raporu, 4 Haziran 2011). Sıklıkla “isteğe bağlı” olduğu vurgulanan filtre uygulamasıyla ilgili kurul kararı metnine göre kullanılacak profil isteğe bağlı olmakla birlikte, bir profilde yer almak isteğe bağlı değildir. Dahası, herhangi bir profil seçmeyen kullanıcıların otomatik olarak “standart profil” olarak isimlendirilen ve şu anki bağlantı türü olduğu iddia edilen profilde yer alacağı belirtilmektedir. Oysa, kurul kararı metni, “standart profil”in şu ankinden farklı olacağını belirtmektedir.

Temel fark nerede?

Mevcut durum ile “standart profil” arasındaki temel fark, pek çok İnternet kullanıcısını başta YouTube yasaklarıyla öğrendiği gibi, mevcut durumda erişime kapatılan bir websitesine çeşitli yöntemlerle ulaşılabilmesidir. Oysa, “standart profil”de bu imkan kullanıcının elinden alınmakta, ve erişime kapatılan herhangi bir siteye erişme olanağı ortadan kaldırılmaktadır. Halihazırda (filtre uygulaması başlamamışken) bile 14 binden fazla sayıda sitenin erişime kapalı tutulduğu göz önüne alındığında, merkezi sistem üzerinden erişim engellemelerinin devreye girmesi ve bu engellerin aşılamayacak engeller olarak ortaya konmasıyla birlikte, sansür mekanizması çok daha ağır ve hatta keyfi bir uygulama haline dönüşebilecektir.

Çocukların İnternet’in zararlı yönlerinden korunması

Şüphesiz İnternet, ne bir canavardır ne de bir harikalar dünyası. İnternet, bunların her ikisini de içinde barındıran bir iletişim ağıdır. Çocukları olumsuz yönde etkileyebilecek içeriklerle mücadele için dünyada çeşitli uygulamalar geliştirilmiştir. Bunlardan biri filtre yazılımlarıdır. Filtre yazılımları, çocuğun ebeveynleri tarafından seçilerek ihtiyaçları doğrultusunda kullanılabilmektedir. Bu işlemin, devlet eliyle ve merkezi bir biçimde yapılması, uluslararası standartlara aykırıdır. Diğer taraftan daha önceki açıklamalarımızda da belirttiğimiz gibi, Türkiye’de de kolaylıkla bulunup kurulabilecek TİB onaylı filtre yazılımları mevcuttur. Üstelik bu yazılımların bir kısmı ücretli olsa da bir kısmı ücretsizdir. Ayrıca pazardaki pek çok İnternet Servis Sağlayıcı, zaten benzer hizmetleri isteyen abonelerine sunmaktadır.

Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 25 Avrupa ülkesinde gerçekleştirilen “EU Kids Online” projesinin bulgularına göre, Türkiye, çocukların maruz kaldıkları riskler bakımından Avrupa’daki en düşük seviyede bulunmaktadır.

Daha önceki açıklamalarımızda da belirttiğimiz gibi BTK’nın ve diğer ilgili altyapı düzenleyicisi kurum TİB’in kavrayamadığı toplumsal olgu şudur: NE ŞİDDET, NE SALDIRGAN İÇERİK, NE PORNOGRAFİ, NE CİNSEL İSTİSMAR NE DE AKRAN ZORBALIĞI ÇEVRİMİÇİ DÜNYADA KÖKLENMEKTEDİR. ŞİDDET, SALDIRGANLIK, CİNSEL İSTİSMAR VE AKRAN ZORBALIĞI GÜNDELİK YAŞANTIMIZ İÇİNDE ORTAYA ÇIKMAKTADIR, DİĞER BİR DEYİŞLE TÜM RİSKLER ASLINDA BU ÇEVRİMDIŞI DÜNYADADIR. BU RİSKLİ İÇERİKLERE ERİŞİMİN İNTERNET ORTAMINDA ENGELLENMESİ, BU RİSKLERİ BU DÜNYADAN YOK ETMEYİ SAĞLAMAZ.

Çocukları, İnternet’teki risklerden korumanın temel yolu, çocuğun risklerin farkında olarak İnternet’i doğru biçimde kullanmasını sağlamak, bu doğrultuda çocukları bilgilendirmekten geçmektedir. Nasıl ki çocuklara gerçek yaşamda “tanımadığın insanlarla konuşma, onlara inanma” şeklinde sokakta kendilerini korumayı öğretiliyorsa, İnternet için de aynısı yapılmalıdır.

Şiddet içerikleri

Şiddet olaylarının tarihi, insanlık tarihi kadar eskidir. Sayın Arınç’ın örnek gösterdiği gibi Norveç’te gerçekleşen saldırılarla İnternet arasında bağ kurabilmek neredeyse imkansızdır. Yalnızca 20 yaşında olan İnternet’in ortaya çıkmasından önce de dünyada pek çok kanlı eylem gerçekleşmiştir. Aslında Sayın Arınç, tam da anlatmak istediğimiz şeyi örneklemiş olmuştur. “Güvenli internet” adıyla anılan filtre uygulaması, hani çocukları korumaya yönelikti? Hani “standart profil”de hiçbir şey değişmeyecekti. Ve hani isteğe bağlıydı? Bu örnek açık bir biçimde ortaya koymaktadır ki, Anders Behring Breivik gibi kişilerin bomba yapmayı öğrenmesini engellemek adına, devlet standart profili de filtreleyecektir. Bomba yapımıyla ilgili bilgiler için bu durum meşru görülebilir. Peki sınır nerede çizilecektir? BTK, oluşturduğu profillerde hangi içeriklerin filtreleneceği ile ilgili nesnel hiçbir unsur ortaya koymamaktadır.

Anders Behring Breivik’in işlediği suç nefret suçudur ve İnternet’teki manifestosu veya YouTube videosu ise nefret söylemidir. Bilindiği üzere, nefret söylemi, her türlü hoşgörüsüzlükten kaynaklanan ve önyargılardan beslenen nefreti yayan, teşvik eden, savunan ya da haklı çıkaran ifade biçimleri için kullanmaktadır. Nefret söyleminden nefret suçuna evrilen zihin örüntülerinin dönüştürülmesi, toplumda farklı olanı tanıma ve anlama çabası ancak bu dünyada çözülebilir. Filtre uygulamaları ile nefret söylemine takıl kalan bireylerin zihin örüntülerinde değişiklik yaratmaz.

Pornografik içerik

Pornografik içerikler zararlı mıdır, zararlıysa kimler bu zararlı içerikten korunmalıdır soruları BTK’yı da Sayın Arınç’ı da aşan konulardır. Amaç, çocukların pornografik içeriklerden korunmasıysa, daha önce de belirtilen pek çok filtre yazılımı ve İSS’ler tarafından sunulan hizmet bunu sağlamaktadır. Diğer taraftan, İnternet’teki pornografik içeriklerin tüketicisi zaten çocuklar da değildir. Ancak, mevcut durumda “müstehcen içerik”lerin de erişim engeline tabi oldukları göz önünde bulundurulduğunda, ve yukarıda ortaya konulduğu gibi “standart profil”de de engellerin aşılamayacağı hatırlandığında, devlet tüm kullanıcıları pornografiden korumak adına “ahlak bekçiliğine” soyunmakta, “ahlaki paniği” kullanmakta/beslemektedir.

İşin en abes yönü…

Gerçekleştirmesi planlanan filtre uygulamasının belki de en abes yönü, gerek BTK, gerek TİB, gerekse hükümet yetkilileri tarafından ortaya konan tüm örneklerin sosyal ve pedagojik örnekler olmasıdır. Diğer bir deyişle yapılmak istenen düzenleme sosyal bir düzenlemedir. Hatta açıkça demeli ki yeni bir toplum (“nesil”) yaratımı tasarrufudur! Dolayısı ile, devlet eliyle dayatılan zorunlu filtre/profil uygulaması sansürdür!

 

*Yazı Alternatif Bilişim Derneği adına Tuğrul Çomu tarafından kaleme alınmıştır

BTK 22 Şubat 2011 tarihli Kurul Kararı hakkında İnternet Kurulu Önerileri Değerlendirmesi

*BTK 22 Şubat 2011 tarihli Kurul Kararı hakkında İnternet Kurulu Önerileri Değerlendirmesi

BTK Kurul Kararı ile 22 Ağustos’ta yürürlüğe girecek, devlet eliyle merkezi filtreleme sistemi hakkında İnternet Kurulu (İK) değerlendirme ve öneriler paketi yayınladı. Maalesef rapor, kamuoyunun beklentilerinin çok uzağında olmasının yanı sıra yanıltıcı bilgilerle dolu.

Kamuoyu öncelikle şunu bilmelidir ki, derneğimizin ve ilgili birçok STK’nın katılımıyla gerçekleşen İK toplantısında ortaya konulan hemen tüm fikirler göz ardı edilmiştir. Hepimizin ortak fikri devlet eliyle merkezi filtrenin kesinlikle kabul edilemeyeceği, yapılan düzenlemenin her açıdan problemli olduğu ve derhal geri çekilmesi gerektiğiydi. Fakat İK’nın önerisi düzenlemenin yeniden yazılması ve merkezi filtreleme sisteminin devam etmesi yönündedir. Bu kabul edilemezdir.

Önerilen standart ve yurtiçi paketin kaldırılması fakat aile ve çocuk paketinin tek bir seçenekte kullanıcılara sunulmasıdır. Fakat filtrelemenin bu profillerde de merkezi olması, beyaz ve kara listelere dayandırılması korunmaktadır.

Rapordaki maddi hatalar merkezi filtreyi desteklemek amaçlıdır

Değerlendirme bölümünde verilen örnekler ve çeşitli raporlardan yapılan alıntılar maddi hatalarla doludur. Ortaya çıkan metin “merkezi filtre sisteminin yaygın ve gerekli bir uygulama” olduğunu anlatmak kaygısı içerisindedir.

İK Raporunda diğer ülkelerdeki uygulamalar şu şekilde ifade edilmiştir: “İnternetin zararlı ya da yasal olmayan içeriklerinden korunmak için pek çok ülke ‘filtre’ uygulamaları geliştirmektedir. Aralarında Türkiye’nin de yer aldığı Avustralya, İtalya, İngiltere, Kore, Japonya, Almanya, İspanya, Kanada, Amerika, Meksika, Danimarka, Yeni Zelanda, İsveç ve Norveç gibi pek çok ülkenin internetin filtrelenmesi konusunda geliştirdikleri uygulamalar ve izledikleri yollar OECD Raporu kapsamında aşağıda ele alınmıştır.” Bu ifadelerin ilki yanlış, ikincisi yanıltıcıdır. Pek çok ülke “filtre” değil, başka yollar geliştirmektedir. Adı geçen ülkelerin hiçbirinde bizdeki “merkezi filtreleme” sistemi yoktur. Bazılarında yasal olarak, bazılarında gönüllü olarak erişim engellemesi yapılmaktadır. Raporda kaynak gösterilen OECD raporuna göre de, “merkezi filtreleme” sadece Türkiye’de zorunluluktur.

Verilen Almanya ve İtalya örneklerinde de filtreleme ve erişim engelleme birbirine karıştırılmakladır. Avustralya’daki uygulama ise gösterilen tepkiler sonucu askıya alınmıştır. Gözden geçirilmektedir. ABD’deki filtreleme ise ev kullanıcılarını kapsamamaktadır. Sadece okullara ve kütüphanelere filtre için fon verilmektedir. Yine “merkezi filtrelerin yaygın kullanıldığı” iddiası da geçersizdir. Mesela İK Raporunda İngiltere’de söz edilen programa sadece bir tane filtreleme yazılımı başvurmuştur. Altı çizilen, “Filtreleme İspanya’da Yasal Zorunluluk” ifadesi de doğru değildir. Zorunlu olan, sonraki satırlarda da belirtildiği gibi BİLİNÇLENDİRMEDİR, kullanım değil!

Rapor başından sonuna kadar başka ülkelerdeki uygulamaları maksatlı aktarmıştır. Amaç bizde uygulanması öngörülen sisteme destek aramaktır. Fakat yurtdışındaki uygulamalar ve bir çok rapor tam tersini söylemektedir.

Devlet eliyle merkezi filtre uygulamak sansürdür

Her türlü erişim engeli ve filtrelemeler bahsedilen OECD raporunda ve Türkiye’yi bağlayan bir çok raporda çocukları korumaya yeterli görülmemektedir. Merkezi olarak devlet eliyle uygulanması da SANSÜR olarak nitelendirilmektedir. Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatının “İnternette İfade Özgürlüğü” başlıklı Temmuz 2011 raporunda da Türkiye AGİT bölgesindeki devlet eliyle filtre uygulayacak tek ülke olarak işaret edilmiş, AGİT’in de bu gelişmeden duyduğu kaygı belirtilmiştir. Keza aynı kaygı, ABD Dış İlişkiler Sekreterliği tarafından da açıklanmıştır.

AGİT devlet eliyle filtreyi önermemektedir. Gönüllü filtre uygulaması önermektedir. Ki bu tür yazılımlar halen Türkiye’de yazılım endüstrisinde mevcuttur. Böyle bir düzenlemeye bu anlamıyla ihtiyaç yoktur.

Çözüm eğitim ve bilinçlendirmededir

Çözüm eğitim ve bireyi güçlendirmekten geçmektedir. İnternetle barışık, risk algısından uzak, makro tekno-sosyal politikalara ihtiyacımız vardır. Sorun, teknik yasaklarla çözülemez. Eu Kids Online Projesi Kordinatörü Prof. Dr. Sonia Livingstone, Türkiye’de dijital becerilerin az olduğunu ifade etmektedir. Dijital okuryazarlığın her düzeyde çocuk, ebeveyn hatta öğretmenler düzeyinde geliştirilmesi gereklidir. Taslak öneride bu husus yerindedir ve acilen iyi niyetli bir öneri olmanın ötesine geçmelidir. Dijital okuryazarlığın her düzeyde çocuk, ebeveyn hatta öğretmenler düzeyinde geliştirilmesi gereklidir. Ancak, devlet eliyle filtre uygulaması hiç bir şekilde demokratik ve çoğulcu toplum/kültür yapısına hizmet vermez/veremez. Tam tersine tek boyutlu bir insan profili oluşturup, kamusal söylemi tektipleştirir.

İK önerileri arasında yer alan siyah ve beyaz liste uygulaması da toplumun, yurttaşların tektipleştirmesinden başka bir şeye hizmet etmez. Bu nedenle gönüllü aile filtresi uygulaması dışında zorunlu bir uygulama dayatılamaz.

İlgili tüm taraflar sürece etkin bir biçimde katılmalıdır

Yine öneriler arasında yer alan Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü’nün filtre konusunda tek düzenleyici aktör olması hem yetersiz, hem de konunun gerektirdiği yönetişim mantığına aykırıdır. Danışma kurulunda iletişim sosyoloğu ile yeni medya sosyoloğunun olmaması çok temel bir eksikliktir. Yine bu kurulun STK’larla sürekli iletişimde olacağı ve görüşlerini çalışma grubuna ileteceği şeklindeki iyi niyetli bir tavsiyenin ne kadar uygulanabilir olduğu, İK’nın bu raporuna yansımayan görüşlerimizden şimdiden açıktır. Bu çok temel rapora bir çok STK’nın açıkça ortaklaştığı görüşlerin neredeyse hiçbirinin yansımamış oluşu neler yaşanacağı hakkında fikir vermektedir.

Sorun ve çözüm konusunda bizim de dahil olduğumuz bir çok STK ve uzman görüşlerini defalarca kamuoyu ile paylaşmıştır.

İnternet erişimi temel bir insan hakkıdır

İK Raporu vesilesiyle, İnternet kullanıcılarını bekleyen tehlikeye karşı kamuoyunu bir kez daha uyarmak istiyoruz.

İnternet artık tüm dünyada temel bir insan hakkı olarak tanınmaya başlanmıştır. Türkiye’de karar verici aktörleri, muhafazakar, korumacı kollamacı, risk algısı yüksek politikalardan uzak durmaya, sansür anlamına gelebilecek her türlü uygulamadan bir an önce vazgeçmeye çağırıyoruz. Konuyla ilgili tüm STK’ları tepkisiz kalmamaya, tüm internet kullanıcılarını ise verilecek tepkilere ortak olmaya davet ediyoruz.

Sınırsız, sansürsüz, özgür bir İnternet istiyoruz

*Alternatif Bilişim Derneği’nin 25 Temmuz 2011’de yaptığı açıklamadır

Alternatif Bilişim Genel Kurulunu topladı

Alternatif Bilişim

Alternatif Bilişim Derneği Genel Kurulda yeni dönemi planladı

Alternatif Bilişim Derneği 1. Genel Kurulu’nu EMO İstanbul Şubesi’nde toplandı. 6 aylık pratiğini gözden geçiren dernek üyeleri önümüzdeki döneme ilişkin yeni kararlar aldı.

Alternatif Bilişim Derneği geçtiğimiz yıl 29 Aralık’ta kurulmuştu. Öncesinde çevrimiçi bir grup olan Alternatif Bilişim 29 Aralık’tan bu yana tüzel kimliği ile de bir çok başarılı çalışmanın altına imzasını attı. Kuruluşundan bu yana geçen 6 ayın üzerine ilk genel kurulunu toplayan Alternatif Bilişim Derneği 6 aylık pratiğini tartıştı. Geçen 6 ayın bir çok açıdan başarılı olduğunu vurguladı. Sansürden, WikiLeaks’e bilişim alanında yaşanan önemli gelişmelere ilişkin tavır alındığı, bunlar için çalışmalar yapıldığını vurgulayan dernek üyeleri özellikle Yeni Medya alanında yapılan birçok çalışmayla da önaçıcı tartışmalara imza attıklarını vurguladı.

Derneğin Yönetim Kurulu Başkanı olan Ali Rıza Keleş yaptığı açılış konuşmasında derneğin 6 aylık, yasal işler, üye durumuna ilişkin bilgi verdi, 6 ayda imza atılan çalışmalara değindi. Yapılan çalışmalar için tüm üyelere teşekkür etti. Derneğin Genel Kurulu’nu Bilgi Üniversitesi’nden Özgür Uçkan, dernek Yönetim Kurulu üyesi Ali Rıza Keleş ve Başkent Üniversitesi’nden Mutlu Binark’tan oluşan divan yönetti. Faaliyet raporunu sunan Mutlu Binark, 29 Ocak’taki WikiLeaks paneli, İstanbul YediTepe ve Edirne Trakya Üniversitelerinde tekrar edilen Bilgi İktidar İnternet Muhalefet başlıklı paneller, 10 Mayıs 2011’de BTK Kurul Kararı ve Filtre Uygulamasına karşı rapor, 4 Haziran’da Kadir Has Ünv. Yapılan Yeni Medyada Etik Çalıştayı gibi çalışmalar nitelikli içerikleri ile derneğin öne çıktığını vurguladı. Yapılan panellerde yeni sözlerin üretildiğine, ufuk açıcı verimli tartışmaların olduğuna dikkat çeken Binark, tartışmalar sonrasında oluşturulan özgür e-kitap “Cesur Yeni Medya”’nın da hem içeriği hem de sunuşu açısından güçlü bir ürün olduğunu vurguladı.

Binark, “Dernek girişimi iken yapılan 19 Aralık’ta WikiLeaks’e destek açıklaması, 1 Mayıs’a bilişim stkları ile birlikte katılım, 15 Mayıs İnternetime Dokunma yürüyüşü, sansür ve filtrelemeye karşı yapılan kampanyalara katılım sokak aktivizmimizin örnekleri oldu” dedi.

Çeşitli üniveristelerde geçrekleşen Yeni Medyada Nefret Söylemi, Sansür, Sosyal Medya Farkındalık içerikli oturumlara hem konuşmacı olarak hem de dernek stantları ile katılındığını hatırlatan Binark, “Linux / ERP Günleri, LabourComm gibi etkinliklerde de yer aldık” dedi.

Faaliyet raporunun okunmasının ardından yapılan tartışmalarda da dernek üyeleri yapılan etkinliklerin öneminin altını çizdi. Derneğin sosyal medya ve medyada tanıtım ayağının çok zayıf kaldığı vurgulanarak bunun için özel çalışma yapılmasının gerekliliği ortaya kondu.

Sansüre karşı çalışmalar, Yeni Medya Konferansı

Yeni dönem çalışmaları için yapılan verimli tartışmalar sonrasında yeni kararlar alındı. İnternete sansür kapsamındaki çalışmaların sürmesi gerektiği vurgulanan tartışmada, “İnternet erişiminin Anayasal hak olarak tanınması” için çalışmalar yürütme bunun için sivil Anayasa tartışmalarına katılma kararı alındı. Ayrıca, İnternet sansürüne karşı hak ve özgürlük platformları ile ortak çalışmlar yürütülmesi, İnternet sansürüne karşı bilinçlendirme çalışmaları yapılması, Güvenli İnternet yönetmeliğinin yürürlüğe girme tarihi olarak ilan edilen 22 Ağustos için diğer sansür karşıtı kurumlarla ortak çalışma yürütülmesi, yeni seçilen milletvekilleri ile Mecliste görüşmeler yürütülmesi, sansüre karşı hukuki bilgilendirme materyalleri oluşturulması, Yeni Medya eğitimleri düzenlenmesinin de aralarında bulunduğu kararlar alındı. Derneğin Uluslar arası temsili konusunda adımlar atılması için gruplar oluşturuldu, Uluslar arası etkinliklere katılım kararı alındı.

Çalışma grupları oluşturuldu

Bugüne kadar Yeni Medya alanında Nefret Söyleminin görünür kılınması, Yeni Medya’nın olanaklarınının gündemleştirilmesi, Yeni Medyada Etik sorunlarının tartıştırılması gibi bir çok tartışmaya imza atan Alternatif Bilişim Derneği Nisan 2012’de gerçekleştirilecek bir de Yeni Medya Konferansı örgütleme kararı aldı. Çeviri, Belgelendirme, Görsel-İşitsel materyal üretimi ve derneğin iç işleyişi için çeşitli çalışma grupları oluşturuldu.

Yapılan seçim sonrasında yeni yönetim kurulu, Ali Rıza Keleş, Işık Barış Fidaner, Ali Çare, Mutlu Binark ve İlden Dirini ‘den oluştu.

Yeni Medyada Etik Sorunlar

Yeni Medyada Etik Çalıştayı

Alternatif Bilişim Derneği Yeni Medya Çalışma Grubu Kadir Has Üniversitesi Yeni Medya Bölümü'nün ev sahipliğinde Yeni Medyada Etik sorununu tartıştı.

Yeni Medyada Etik2.0

Alternatif Bilişim Derneği Yeni Medya Çalışma Grubu Kadir Has Üniversitesi Yeni Medya Bölümü’nün ev sahipliğinde Yeni Medyada Etik sorununu tartıştı.

Yeni Medya hızla gelişen bir mecra. Yeni Medya devasa kullanıcı kitlesiyle kendi ekonomisini yarattığı gibi, kullanıcıları yazar, haberci, fotoğrafçı kıldı. Bu mecra hızla gelişerek devam ediyor. Hızla ve kuralsızca gelişen bu mecra kullanıcılarla birlikte şekilleniyor. Yeni Medya içindeki farklı kanalların kullanıcıları kendilerine has kurallar belirliyor buna göre iletişimlerini kuruyor. Ancak Yeni Medyanın tamamını kucaklayacak etik kurallara duyulan ihtiyaç ise elzem.

Alternatif Bilişim Derneği Yeni Medya Çalışma Grubu bu ihtiyaçtan hareketle 4 Haziran günü Yeni Medya profesyonelleri ile birlikte çalıştay düzenledi. Çalıştaya Kadir Has Üniversitesi Yeni Medya Bölümü öğretim görevlileri Mithat Bereket, İsmail Hakkı Polat, Sabah Gazetesi Teknoloji Editörü Timur Sırt, milliyet.com.tr’den Kadir Sönmez, NTV Yeni Medya’dan Nihan Bora, Başkent Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyeleri Mutlu Binark ve Günseli Bayraktutan Sütçü, Ankara Üniversitesi’nden Tuğrul Çomu, ozgurradyo.com’dan İlden Dirini ve Alternatif Bilişim Derneği’nden Ali Rıza Keleş katıldı.

İsmail Hakkı Polat ve Ali Rıza Keleş yaptıkları konuşmalarda Yeni Medyada Etik sorununun tartışılmasının buna öneriler getirilmesinin önemine işaret etti. Mithat Bereket gazetecilikte önemli olan doğruluk ilkesinin İnternet Gazeteciliği bakımından da önemli olduğunu vurguladı. Haberi doğrulatma ilkesinin hızın önem kazanması ile birlikte Yeni Medya alanında en sık ihlal edilen noktalardan olduğuna dikkat çekti. Yeni Medya alanında sorunları tespit etmenin yanı sıra çözüm önerileri getirilmesi ve asgari kurallar çerçevesinde anlaşmak gerektiğini söyledi. 21. yüzyılda İnternetin hak arama mecralarından biri olduğuna dikkat çeken Bereket, devletlerin, otoritelerin müdahalesi olmadığı müddetçe İnternetin kendini temizleyeceğini söyledi.

Sık ihlal edilen etik kurallar

Alternatif Bilişim Derneği Yeni Medya Çalışma grubundan İlden Dirini ise İnternet haber sitelerinde yaşanan ihlallere dikkat çekti. Yeni Medyanın olanaklarının etik sorunları ortaya çıkardığı kadar çözümü konusunda da önemli rol oynayabileceğini söyledi. Gazetecilerin üzerinde ortaklaştığı etik ilkelerin İnternet gazetecilerinin de uyması gereken ilkeler olduğunu söyleyen Dirini, ek olarak yeni maddelerin eklenmesi gerektiğini söyledi. Doğruluk, bağımsızlık ilkelerinin Yeni Medya alanında sık sık ihlal edildiğini söyleyerek bunlardan örnekler serimleyen Dirini, reklam-haber çizgisinin tamamen silikleştiğini vurguladı. Haber formatında reklam, direkt alışveriş sitelerine link verilmesi şeklinde yapılan ihlallerin başta halk sağlığı olmak üzere bir çok sorunu beraberinde getirdiğini söyledi. Dirini kadınların, mağdurların ve çocukların kimliklerinin açıktan verilmesi, fotoğraflarının-videolarının yayımlanması, marj sorunu olmadığı için sayfalarca insanların acılarının sömürüldüğü durumlara da sık sık rastlandığını belirtti. Örnekler verdi. Haber yorumları, bloglar konusund asgari ortaklıklar sağlanması gerektiğini söyleyen Dirini, Yeni Medyada etik kurallar için bazı önerilerde bulundu.

Etik2.0

Yapılan tartışmalarda katılımcılar karşılaştıkları sorunları serimlediler, haber yorumları konusunda bazı kurallar bütünün olduğu ancak bunların tüm İnternet gazetelerinin tamamında ortaklaşmadığına dikkat çektiler. İnternet sitelerinin kullanıcıların kişisel haklarını ihlal edebildiklerini, sözleşmelerin kullanıcıları değil siteleri koruduklarını vurguladı. Yeni Medyada Etik sorumluluğu sadece yayıncı kimliğiyle yayın yapanlarla mı sınırlanmalı yoksa tüm kullanıcılara mı genişletilmeli? Sorusuna yanıt arandı. Etik herkesin sorunudur sonucuna varılan çalıştayda Yeni Medyada etiği Etik2.0 olarak adlandırıldı. Sorunlar sıralanırken bir sonraki çalıştayın sonbaharda toplanması kararlaştırıldı.

Tespit edilen sorunlar şöyle:

  • Özel yaşamın gizliliği
  • Telif / patent haklarının ihlali
  • İçeriğin asıl kaynağının gösterilmemesi
  • Üretilen içeriklerin olgunlaşmadan ve doğruluğunun teyit edilmeden yayılması
  • Kişisel verilerin güvenliği
  • Haber ve ticari enformasyonun sınırlarının belirsizleşmesi
  • Yeni medya özellikleriyle kullanıcının yoğun reklama maruz bırakılması
  • Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin yeniden üretilmesi
  • İçeriklerin yanıltıcı bir biçimde etiketlenmesi ve başlıklandırılması
  • Nefret Söylemi
  • Söylemsel pratiklerdeki sorun
  • Dilin özensiz kullanımı
  • Bireyin yeni medya ortamında tüketici olarak konumlandırılması

Çalıştay sonunda söz konusu 13 sorunun alternatifbilisim.org sitesinde kamuoyunda tartışmaya açılmasına ve sonbaharda yapılması planlanan bir sonraki çalıştayda bunlara yönelik çözüm önerilerinin geliştirilmesine karar verildi.