Author Archives: Işık Barış Fidaner

Gözümüzü Açalım İhtilâl Var — Hikmet Kıvılcımlı

İnsanın kendi yapıp kendi taptığı aygıt, günümüzün en korkunç ihtilâlcisi oldu. 20 yıldır “komünistlerin” bir yerde ihtilâl çıkardıkları görülmedi. Bütün dünyayı ihtilâle veren (atom-sesaşırı) uçak gibi teknik yeniliklerdir. Bunlardan deccal gibi ortalığa çıkanı, Anglosaksonların “Data Processing” (veri yordamı), frenklerin “Ordinatuer: BUYURUCU” yahut “İnformatique: DUYURUCU” dedikleri elektronik hesap ve akıl makineleridir. Buyurucu, dek bilgin yapıyor. Çocukların imam-hatip yetiştiren sınavından, en yüksek keşif ve icatlara varıncaya dek, her işimiz için özel buyurucular yapılıyor.

Sonraki Sayfa »

İnternetler — çeviri derlemesi

borromean-kapakSon versiyon: 8 Kasım 2014

(PDFLaTeX)

İçindekiler

— Başkan Reif Aaron Swartz üzerine MIT topluluğuna yazdı (Rafael Reif)

— Matematikçiler, neden konuşmuyorsunuz? (Charles Seife)

— NSA Üzerine (Matthew Green)

— AMS, NSA İle Bağlarını Koparmalıdır (Alexander Beilinson)

— Özgür yazılım bir politik felsefedir (Richard Stallman ile görüşme)

— Apple tarihin en sıkı dijital kelepçelerine sahip (Richard Stallman ile görüşme)

— “Etkin Yönetim Teknolojisi”: Intel donanımlarında bulunabilen müphem uzaktan kumanda (Vandewege, Garrett, Stallman)

— Bulutta Özgürlük (Slavoj Žižek)

— WikiLeaks özgürlük yanılsaması karşısında nasıl gözlerimizi açtı (Slavoj Žižek)

— İstanbul’da İnternet Yönetişim Forumu’nda nasıl ayakta kalınır ve ne gereği var? (Maria Farrell)

— İnternet ulusu? (Milton Müller)

— İlkeler Bildirgesi (Radiobubble)

Analitik Motor üzerine Çevirmenin Notları: Not A.2 — Ada Lovelace

Lovelace Kontesi Ada Augusta
Bibliothèque Universelle de Genève 82, Ekim 1892, fourmilab.ch

(Not A.1)

Matematiksel bilimi, bağlantılı bir bütün olarak içsel güzelliği, bakışımı ve mantıksal tamlığıyla bilge ve mantıklı zihinlerin ilgisinde seçkin bir yer kazanan, soyut ve değişmez hakikatlerin muazzam bir bedeni olmasının ötesinde gören birisi; doğal dünyanın büyük olgularında ve karşılıklı ilişkilerindeki sonu gelmez değişimleri, içinde yaşadığımız yaratım faaliyetleri içinde —dolaysız fiziksel algılarımıza görünsün görünmesin, bilinçli ya da bilinçsizce— sonsuzca sürüp giden değişimleri ancak bu bilimin oluşturduğu dil yoluyla layıkıyla ifade edebildiğimizi hatırlayan birisi, matematiği insan ırkını daha derinden ilgilendiren bir şey olarak gören birisi: böylece matematiksel hakikati, insanoğlunun kendi zayıf zihniyle, Yaratıcısı’nın işlerini okumasının en etkili enstrümanı olarak düşünen birisi, bu bilimdeki ilkelerin açık pratik biçimlere çevrilmesine yardımcı olabilecek her şeye özel bir ilgi gösterecektir.

Sonraki Sayfa »

Yeni bir dünya için — McKenzie Wark derlemesi

wark-kapakKasım 2014

(PDFLaTeX)

İçindekiler
— Çevirenin önsözü
— Toplumsal belirlenimciliğe karşı
— Thanatisizm’in doğuşu
— Bu halen kapitalizm midir?
— Yeni bir dünya için tasarımlar

Makine-Öğrenmesi Üstadı Michael Jordan ile Büyük Veri Hülyaları ve Diğer Dev Mühendislik Çabaları Üzerine — Lee Gomes

Boşbeleş Büyük-Veri işleri ve beyinden-esinlenmiş yongalar yanlış anladığımız şeylerden iki tanesi sadece

Lee Gomes
20 Ekim 2014, spectrum.ieee.org

Fotoğraf-İllüstrasyon: Randi Klett

Fotoğraf-İllüstrasyon: Randi Klett

Büyük verilerin böyle aşırı istekle benimsenmesi muhtemelen ulusal köprü çökmeleri salgınıyla kıyaslanacak düzeyde bir dizi analiz felaketiyle sonuçlanacak. İnsan beynine dayanan yongalar yaratan donanım tasarımcılarının angaje olduğu girişim muhtemelen abesle iştigal olduğu anlaşılacak bir inanca dayanmakta. Son zamanlardaki tersi yöndeki iddialara rağmen, bilgisayar görmesinde kat etmiş olduğumuz ilerleme, Isaac Newton’ın elma ağacının altında oturduğundan bugüne fizikteki ilerleme kadardır ancak.

Bu sözler IEEE konferansında güvenliği kırıp abuk sabuk konuşan bir makinekırıcı çatlağın sözlerini andırıyor olabilir. Gerçekteyse bu görüşler bir IEEE Fellow’una, Kaliforniya/Berkeley Üniversitesi Pedong Chen Seçkin Profesörü Michael I. Jordan’a ait. Jordan, makine öğrenmesi üzerine dünyanın en saygın otoritelerinden birisi ve alanında uyanık bir gözlemci. Özgeçmişi tek başına dev bir veritabanı gerektirir, ve alanındaki konumu, 2013 Ulusal Araştırma Konseyi raporunun (“Dev Veri Analizinin Hudutları”) giriş yazısını yazmasına elveren bir düzeydedir. San Fransiscolu yazar Lee Gomes, IEEE Spectrum için 3 Ekim 2014’te onunla görüştü.

Michael Jordan’a sorduk…
— Hesaplamadan Bahsederken Neden Beyin Metaforları Kullanmayı Bırakmalıyız
— Makine Görmesine Dair Sisli Görüşümüz
— Büyük Veri Neden Büyük Bir Yıkım Olabilir
— 1 Milyar ABD Dolarıyla Ne Yapardı
— Tekillik Üzerine Nasıl Konuşmamak Gerekir
— P = NP Olup Olmamasından Daha Çok Neyi Önemsiyor
— Turing Testi Gerçekte Ne Anlama Geliyor

Sonraki Sayfa »

Analitik Motor üzerine Çevirmenin Notları: Not A.1 — Ada Lovelace

Lovelace Kontesi Ada Augusta
Bibliothèque Universelle de Genève 82, Ekim 1892, fourmilab.ch

Charles Babbage'ın icat ettiği Analitik Motorun şeması

Charles Babbage’ın icat ettiği Analitik Motorun şeması

Fark Motoru, Δ^7 u_x = 0 fonksiyonunun entegralini tablolamak için inşa edilmiştir. Bu motor, denizcilik ve gökbilimi tablolarının hesaplanması gereksinimi için özel olarak tasarlanmış ve uyarlanmıştır.

Sonraki Sayfa »

Menkıbe: Mevcut, menkul ve müşterek komünizmde ısrar beyanı

menkibe(Üstünkörü okumalar, cehalet ve öfkeden doğmuş,
neşeyle karışık bir serzeniş çiziktirmesi)

Şubat/Mart 2013

Bu broşürle ne haliniz varsa görün.

Sanal veya gerçek ortamda herhangi bir ulaşım adresi yoktur, asla olmayacaktır, bunu kullananlar veya bunu ima edenler kendi kendilerine bir şeyler yapmış olur ama bu satırlarla fiili alakaları yoktur, olmayacaktır.

İmla hataları, düşük cümleler ve kopukluklar affola.

Sonraki Sayfa »

Biz Anonymous’uz — Parmy Olson

anon

Biz Anonymous’uz: LulzSec, Anonymous Hacker Dünyasının ve Küresel Siber Ayaklanmanın İçyüzü)
Parmy Olson

Paloma / İnceleme Dizisi

“Orada, başkalarına dalaşma kültüründen doğmuş insanlardan oluşan bir ağ vardı; bu, sakinlerinin birbirine kişisel sorular sormadığı ve kendilerini korumak için âdet gereği hayatları hakkında yalan söylediği bir dünya.”

Sonraki Sayfa »

Yeni Bir Dünya İçin Tasarımlar — McKenzie Wark

McKenzie Wark
10/2014, e-flux.com

Bugünlerde “sanat” türündeki şeylerin yer aldığı uzanım daha da uzarsa muhtemelen kopacak. Bir uçta sanat, parayı kökenli bir “nesne” olarak tekilleştirmeye dayalı bir tür finansal enstrümana dönmekte. Bu, herhangi bir tür —kavramsal, imgesel— nesne olabilir, mühim olan tek şey, kimin bunu kimden satın aldığını bildiren bir belgenin varlığıdır. Özellikle resimlerin böyle enstrümanlar olarak iyi iş gördüğünü unutmayalım, özellikle de potansiyel alıcının iPhone’una gönderilen .jpeg’de iyi gözüküyorlarsa. “Sanat dünyası” diyebileceğimiz şey, işte bu finansal yan pazardır. Sıkıntının dağıtılması, sanat-fuarı turizminin teşvik edilmesi ve günümüzün rantçı sınıfına konuşma konusu ve ev dekorasyonu sağlamak gibi yan etkileri de vardır. Artrank.com sanat dünyasının bu versiyonunun en kusursuz örneğidir.

Sonraki Sayfa »

Yasalar üzerine — Bruno Latour

Dijital Beşeriyet 2014 – Açılış Gecesi

(1:25)

Dinleyici:
— Merhaba. Toplumsal çalışmaların üçüncü çağı olarak titreşimden bahsettiniz. Eğer bu salonda bir doğa bilimcisi varsa, muhtemeldir, titreşimden bahsedildiğinde, merkezi limit teoremi ve benzer şeyler aklına gelir. Büyük sayılar varsa yasalar bulunacağını düşünebiliriz. Yani acaba dijital beşeriyet topluluğu olarak şu fikir karşısında duraksamalı mıyız: bir olay disiplini olmaktan, (.?.) deyişiyle, yasa disiplini olmaya geçelim, ya da ikisini karıştıralım. Büyük sayıların yasaları var mıdır ve bunlarla ne yapmalıyız? Biz de kültürün fizikçileri mi olmalıyız yoksa ait olduğumuz yerde mi kalmalıyız? Tırnak işareti. Sorum budur.

Bruno Latour:
— Bunu yanıtlayabilir miyim emin değilim, çünkü… Ben doğa bilimlerinin yasalarına da çok inanan birisi değilim. Bence bu, görüngülere yakın bir dikkat içine girmenin bir yolu, yani… Romanı, romana dair Moretti’nin argümanını alırsak, yasalara ulaşırsınız. Ama muazzam miktarda literatürün taranabilmesi çok daha ilginçtir. Bu yine yasa tespit etmek ve dijital beşeriyet alanını suni bir doğa bilimine dönüştürmek için midir? Bence tam tersi anlamdadır. Öbür yöne gider yani, büyük miktarda toplumsal-teknik pratiğin, birlikte kitap okuma işinin, karmaşık görüngülerin soruşturulması işinin donatılmasıdır. Doğa bilimleriyle arasındaki ilişkiyi bunlar oluşturur. Şu değil: “Hah! Sizde ne kadar yasa varsa biz beşeriyette de var”. Aksine: “Biz de sizin gibiyiz, tartışmalı veri kümesi”—ne diyelim—”manzarasında yaşamaya alışın”. Ve bence bu… Doğa bilimcilerle yaptığım işbirliğini düşünürsem, tabi ki bir yöne doğru gitmesi gerekir… Ama coğrafyacılarla konuşursunuz, onların da kendi ekrantoryası [scriptorium→screentorium] vardır… Yani yerel, küçük yasalarınız olabilir, ama gaye bu değildir, yani bence. Çünkü mesela… Dijital beşeriyet, pozitivist bilime dönüşmüş beşeriyet değildir; bizim de kendi ekrantoryamızla donatılmış olduğumuzu, farklı disiplinlerle fikir paylaşarak ortak tefsirler yapabileceğimizi olgularla öğrenmemizdir. Bütün mesele, —çoğu zaman tartışmalı olan— karmaşık verilerin yorumlanmasıdır. Yani tartışmalı veri manzarasında ortaklaşa keşif yapmaktır. Ve “veri/data”ya bence “sublata” denmeli, çünkü bu elde edilir, doneé değildir, pardon fransızcada… Buna doneé deriz, verili anlamında. Ve onlar elde edilir. Veri/data için bir sürü başka isim de var: kapta (fx: kapıyor), sublata (fx: çekiyor)… Ama veri/data denmemeli. Bu yüzden… O fikre girmeyeceğim, yani belki siz bu konuda çok daha fazlasını biliyorsunuzdur ama ben işbirliği yaparak roman yazmanın yasalarının bulunacağını düşünmüyorum. Ama bu kesinlikle roman yazmanın anlamını tamamen dönüştürür, beş roman yerine dört yüz roman olur. Ya da Venedik örneğinde, yani üzerinden geçebileceğiniz dokuz kilometrelik arşiviniz varsa eğer, Venedik’in tarihini yazmanın anlamını tamamen dönüştürür. Ama üzerinden geçtiğiniz şey esasen çok özgül, çok yerel bir öğedir. Ve toplumsal bilimleri tamamen dönüştüren şey budur. Ama bu, yasalarla ilgili değildir, titreşimle ilgilidir, tam olarak fransız sosyolojisinin kurucularından Gabriel Tarde’ın sözcüğe verdiği anlamda. Fransızcada bu sözcük var ama ingilizcede işlemiyor: réplique. Bu izler yoluyla çalıştığınız birçok şey réplique’tir. Replikalar değil réplique: artçı sarsıntı. Twitter bir réplique kümesidir. Okumak, yorumlamak, yorumbilimsel çember birer réplique kümesidir. İşte titreşimle bunu kastediyorum. Öyle roman yazmanın “yasalarını” bulmaya dönük, ya da şehirsel büyümeyi yorumlamanın yasalarını bulmaya dönük türde bir şey değil. Hatta yasalar hep biraz matrak oluyor.

Büyük veri üzerine – Noam Chomsky

12 July 2013. Rackham Oditoryumu, Michigan Üniversitesi, fidaner.wordpress.com

(52. dakika)

Dinleyici:
— Bilimlerde ve özellikle dilbiliminde büyük veri çalışmalarının fonlanması ve teşvikine dönük yükselen trendi yorumlayabilir misiniz? Bununla sakatlanmış ama iş bulması gereken öğrenciler olarak bizler buna nasıl direnebiliriz, ama iş de bulabiliriz?

Noam Chomsky:
— Evet büyük veri… Biliyorsunuz bu çok cezbedici bir fikir. Teknolojik dergilere bakarsanız büyük veriye adanmış sayıları var. Bu günlerde bir sürü veri toplamak kolay. Mesela muhtemelen burada olan biten her şey Başkan Obama isterse okuyabilsin diye doğrudan Utah’ta bir veri bankasına gidiyordur. (Dinleyiciler yüksek sesle gülerler) Ve bu… E-posta ile gönderdiğiniz her şey de, ve başka her yerde de öyle. Yani veri toplamanın bir sürü yolu var. Büyük veriyle çalışmak bayağı da kolay. Fazla düşünmek gerekmez, belki yardım edecek bir istatistikçi bulursunuz, ama, o zaman… Olsa olsa… Fazla çaba harcamadan, fazla düşünmeden bir sürü malzemeniz olur ve bu cezbedici bir şey. Düşünmek zordur, fikirlere sahip olmak zordur, çoğu kez işe yaramazlar, yani, onları izlemeniz gerekir, vesaire. O zaman neden kolay bir şey yapmayalım? Yani bunun arkasında bir ideoloji var, bu her yerde yapılamaz, mesela… Ciddi alanlarda yapılamaz, mesela… Yapılamayabilir… Hmm… Bazen bir sürü veri bir şeye yardımcı olabilir, eğer elinizde… Elinizde bir… İzlemek istediğiniz bir fikir varsa, çoğu kez veriye bakarak bunu test edebilirsiniz, ama neyi aradığınızı bilmeniz gerekir, bilirsiniz, yoksa, mesela… Düşünün ki birisi “Ben biyolog olmak istiyorum” diyor, tamam, siz de ona diyorsunuz ki: “Kolay, Harvard Biyoloji Bölümü’ne git, orada büyük bir kütüphane var, hepsi orada, tamam? Git biyolog ol.” (Dinleyiciler gülerler) Evet işte büyük veri bu. Neyi aradığınızı bilmiyorsanız herhangi bir şey yapamazsınız, ve aradığınız şeye dair bir anlayışınız da olması gerekir, bir çerçeveniz olması gerekir, vesaire. Ama bu yöndeki hareket… Cazibeyi görebilirsiniz, ve aslında bir lisansüstü öğrencisi ya da genç bir araştırmacıysanız, ve bir NSF hibesi almak istiyorsanız eğer, hapı yuttunuz. Hibe başvurusu… Aslında bu günlerde bir hibe almak çok zor, tamamen alakasız bir şey için başvurmadıysanız tabi. (Dinleyiciler güler) Mesela “Ben büyük bir veri toplama çalışması yapacağım” ya da “dilbilimi için FMRRI kullanacağım” gibi, özel bir şey için, bir amaç için değil, sırf büyük bir makine satın alayım diye, çünkü büyük makineler iyidir, vesaire. İşte bunlar araştırma ve fonlamanın bazı patolojileri. Bu… Buna alışmak lazım.

Dinleyici:
— Yani o zaman ben hapı yutmuş muyum? (Kendi kendine güler, durur.) (Dinleyiciler yüksek sesle gülerler.)

Cesur Yeni Medya – Kitap

Alternatif Bilişim Derneği
Nisan 2011, ekitap.alternatifbilisim.org

PDF İndir | LaTeX İndir

cesur-yeni-medya-b

Alternatif Bilişim tarafından derlenen elektronik kitap “Cesur Yeni Medya”, üç bölümden oluşuyor.

İlden Dirini‘nin giriş ve değerlendirme yazısının devamında başlayan birinci bölüm, Tunus’ta başlayıp Mısır’a ve diğer birçok Arap ülkesine sıçrayan ve Libya’daki gelişmelerle süregiden Arap isyanlarında yeni medyanın oynadığı rolü tartışıyor. Konuyu farklı açılardan ele alan İsmail Hakkı Polat, Ayşe Kaymak, Barış Engin, Koray Löker ve Işık Barış Fidaner‘in yazılarını içeren bölümdeki tartışmalar, Alternatif Bilişim‘in Ocak ayında Elektrik Mühendisleri Odası’nda düzenlediği Wikileaks konulu toplantıda ortaya atılan konuların genişletilmesi ile oluştu.

İkinci bölüm, Wikileaks’i gazetecilik ve yeni medya bağlamında inceliyor. Özgür Uçkan, Mete Çubukçu, Noyan Ayan, Başar Başaran ve Gülseren Adaklı‘nın yazılarının yer aldığı bu bölüm, Wikileaks ve sızıntı gazeteciliğinin toplumsal bilgi ve iktidar değişimi açısından sağladığı olanaklar, siyasal konumlanışı gibi tartışmaları içeriyor.

Üçüncü bölümde, Wikileaks’i oluşum halindeki ve sonuçlarına götürülen bir fikir olarak anlamaya çalışıyoruz. Julian Assange‘dan çevirdiğimiz üç yazının ardından Işık Barış Fidaner, Burçe Çelik ve Andreas Müllerleile‘nin yazıları Wikileaks’in fikirsel temelleri, imkanları ve sonuçlarını ele alıyor.

Cesur Yeni Medya
Wikileaks ve 2011 Arap isyanları üzerine tartışmalar
Derleme, Nisan 2011, 164 Sayfa
Derleyen: Mutlu Binark, Işık Barış Fidaner
Yayına hazırlayan: Işık Barış Fidaner
Kapak tasarımı: Babür Sağlam
Yazıların hakları yazarlara aittir.
Kitabın LaTeX kodları CC Attribution-NonCommercial 3.0 Unported License altındadır.

Sonraki Sayfa »

Yeraltı’na Bir Giriş – Julian Assange

(2014)

Julian Assange / #ungovForum, 2014

<

‘İnsan şahsen konuştuğu zaman en az kendisi olur. Ona bir maske verin ve size hakikati söyleyecektir’
– Oscar Wilde

‘Özsel olan şey göze görünmezdir’
– Antoine de Saint-Exupery

‘Fakat bunun böyle gerçekleştiğini nereden biliyorsun?’
– Okuyucu

Yeraltı‘nın pürüzsüz doğasından dolayı yukarıdaki soruyu sormak makul olacaktır, buna dair ipuçları kitabın arkasındaki Kaynakça ve Notlar’da bulunabilirse de. Bu sorunun basit yanıtı, 100’den fazla görüşme gerçekleştirmiş ve yaklaşık 40 bin sayfa birincil belgeleme toplamış olmamızdır; telefon dinlemeleri, veri dinlemeleri, log dosyaları, tanık bildirimleri, itiraflar, muhakemeler. Telefon diyalogları ve çevrimiçi tartışmalar doğrudan doğruya bu son saydıklarımdan çıkarılmıştır. Bu kitapta bahsi geçen bütün belirgin hackleme hadiselerinin arkasında yığınla birincil belgeleme bulunmaktadır. System X de buna dahil.

Sonraki Sayfa »

Yeraltı’nın İkinci Baskısına Giriş – Suelette Dreyfus

Suelette Dreyfus

Bilgisayar hackerları kimdir? Neden hack yaparlar?

İlk basıldığı 1997 yılında Yeraltı bu soruları yanıtlamaya çalıştı. Bu sorular, on yılı aşkın süre sonra halen önem taşır gözüküyor. Tüm dünyada kamu yararı için sızdırdığı belgelerle tanınan WikiLeaks, bu kitapta tarif edilen bilgisayar yeraltının içinden çıkmıştı. WikiLeaks’e dair öykülerin ‘dünyanın nasıl işlediğine dair insanların düşünüş biçimlerini değiştirdiği’ söylendi [1]. WikiLeaks’i anlamak için arkaplandaki öyküyü bilmeniz lazım: Yeraltı işte bu öyküdür.

Sonraki Sayfa »

İnternet ulusu? – Milton Müller

Milton Müller
5 Eylül 2014, internetgovernance.org

milton

9. İnternet Yönetişim Forumu’nun kapanış töreninde IGP’den Milton Müller’in yaptığı konuşma:

Ev sahibi ülkemize ve IGF Sekretaryamıza mükemmel tesisleri ve iyi örgütlenmiş faaliyetleri için teşekkür ediyorum. Ayrıca harekete geçirdikleri Ungovernance Forum‘daki cesaretleri ve bağlılıklarından dolayı Türkiye’den alternatif bilişim aktivistlerine de buradan seslenmek istiyorum.

Sonraki Sayfa »

praise of the internet

the individual has two eyes
the internet has a thousand eyes
the internet sees seven states
the individual sees one city
the individual has his hour
but the internet has many hours
a single man can be wiped out
but the internet cannot be wiped out
for it rests on the teaching of the classic writers
which is created from acquaintance with reality
and is destined to create it
for the teaching will take hold of the masses

distorted from bertolt brecht by ışık barış fidaner

>>> internete övgü <<<

Internet’te Sanat Mümkün mü? – Ulus Baker

Internet her şeyi olduğu gibi sanatı da kökten değiştirdi mi? Ya da bilgisayarlar çıkınca sanat öldü mü? Bunlar can alıcı sorular ve yanıtları da o kadar kolay bulunmuyor. Yine de biz, Sanat-Sanatçı, Bilgisayar, Internet kavramlarına bakalım dedik. Olur ya, sanatı yeniden keşfederiz.

Ulus Baker
PC! 28\ > 9/09/1997

İnsanların, sanatçılar da dahil olmak üzere tarihin bazı dönemlerinde “artık sanat mümkün mü?” gibisinden sorular sordukları olur. Derken, bütün bu soruların bir “sinirsel çöküşün” etkilerinden ibaret olduğunu gösterecek şekilde sanat, Rönesans’ta olduğu gibi, Barok’ta olduğu gibi, modern sanat konusunda olduğu gibi yeniden o tuhaf parlayışlarından birini gerçekleştirmekte gecikmez. Sanatın “olanaklılığına” ilişkin soru sormak saçmadır -çünkü sanat her yerde ve her zaman yapılabilir. Sorun, neyin sanat adını almaya layık olduğunu, neyin olmadığını sormakla da yaratılamaz. Böylece Internet’te sanat mümkün mü? gibisinden bir soruya cevap vermenin bile pek bir anlamı kalmıyor.

Sonraki Sayfa »

Linux (ya da) Karmaşıklık Ne Zaman İşe Yarar? – Ulus Baker

Ulus Baker
PC! 24\ > 12/08/1997

Yan taraftaki yazı UNIX sisteminin “doğal” karmaşık niteliğini dışavuruyor. LINUX ise, bütün bu karmaşıklığı dev sistemlerin dünyasından PC’nize, kişisel bilgisayarınıza aktaran bir UNIX kopyasıdır. Çoğu kişi, elbette kişisel bilgisayarında böyle karmaşık ve zor bir programlar yığınını görme konusunda doğal bir isteksizlik gösterecektir. LINUX’un UNIX’ten tek farkı, ikincisinin X/Open’a ait bir marka oluşu, LINUX’un ise bir marka olmayışı, kısaca söylemek gerekirse “beleş” oluşudur. Space War ile Emacs’tan çok önce, bedava yazılım sanayiinin en güçlü örneğidir -iş, eğitim ve kişisel üretim alanında… Intel 80386 bilgisayarlardan itibaren LINUX vardır ve gelişmesini sürdürmektedir. TeX’den X Windows’a, GNU C/C++ derleyiciden TCP/IP’ye (yani INTERNET denen şeyin “özü”) varıncaya kadar bir dizi yazılım LINUX’un “doğal” parçasıdır. Kısaca söylemek gerekirse, LINUX’u önemli kılan tek özelliği, UNIX işletim sisteminin bütününü “bedava” sunmasıdır.

Sonraki Sayfa »

Başkan Reif Aaron Swartz üzerine MIT topluluğuna yazdı – Rafael Reif

Rafael Reif
13 Ocak 2013, newsoffice.mit.edu

Bugün (13 Ocak 2013) saat 16:15’te, MIT Başkanı L. Rafael Reif aşağıdaki mesajı MIT topluluğuna e-posta olarak gönderdi.

MIT topluluğu üyelerine:

Dün şok edici ve korkunç haberi aldık: Cuma günü New York’ta, Aaron Swartz, MIT topluluğundaki birçok kişinin iyi bildiği ve hayranlık duyduğu bu çok özel genç adam, kendi yaşamına kıydı. Bu trajedi ile, ailesi ve arkadaşları ifade edilemez bir kaybın acısını yaşamakta, ve biz de en derin taziyelerimizi sunmaktayız. Aaron’u bilmeyenlerimiz için bile, kısa yaşamının izleri onun harikulade yaratıcılığı ve idealizmi ile parlamaktadır.

Sonraki Sayfa »

“Etkin Yönetim Teknolojisi”: Intel donanımlarında bulunabilen müphem uzaktan kumanda – Vandewege, Garrett, Stallman

Intel’in Etkin Yönetim Teknolojisi (AMT – Active Management Technology) Intel CPU’lu kişisel bilgisayarlar üzerinde hususi bir uzaktan yönetim ve denetim sistemidir. Tehlikelidir çünkü kişisel bilgisayara çok düşük bir düzeyden tam erişim sahibidir, kodu da sırdır ve hususidir.

Ward Vandewege, Matthew Garrett, Richard M. Stallman
19 Haziran 2014, fsf.org

AMT, i5 ya da i7 CPU’lu gelişkin Intel Q çipsetlere entegre bir yardımcı işlemcidir. Daha ucuz H, Z, B çipsetlerinde mevcut mudur değil midir bilmiyoruz. Makinenin önyükleme sürecinin erken bir aşamasında, bir BB’den* yüklenen yazılımı çalıştırır.

AMT işlemci makine üzerinde tam denetim sahibidir. Ağ yoluyla uzaktan yapabildiği şeylerden bazıları şöyle:

  • güç denetimi
  • BIOS yapılandırma ve güncelleme
  • disk silme
  • sistemi yeniden kurma
  • komut satırı erişimi (VNC)

AMT bilgisayar kapatıldığında bile çalışmaktadır, yeter ki makine bir güç çıkışına bağlı olsun.

Bilgisayarınızın BIOS versiyonuna ve satıcı firmaya bağlı olarak, AMT işlevselliği makinenizin BIOS’unda etkinleştirilmiş, “yumuşak” etkinleştirilmiş, veya etkisiz kılınmış olabilir.

İlke olarak AMT’nin kavramında bir sorun bulunmuyor, yeter ki makineye yapılan uzaktan erişimi makinenin sahibi denetlesin. Ne yazık ki AMT için durum böyle değildir, çünkü tamamen hususidir ve tarifnameleri de sırdır.

Bu demek oluyor ki, BIOS’ta etkisiz kılmanın AMT özelliklerini gerçekten bütünüyle etkisiz kılıp kılmadığından emin olmanın bir yolu yoktur. Kasten uygulanışın içine entegre edilmiş bir arka kapı bulunabilir. Bir numaralı sorun budur.

Ayrıca AMT yazılımında güvenlik açıkları bulunması muhtemeldir, ve özgür bir yazılım olmadığına göre, kullanıcılar bunların böceklerini ayıklayamaz, tamir edemezler. Ya AMT etkisiz kılınmış gözüktüğünde bile kimi AMT özelliklerine erişilmesine izin veren böcekler bulunuyorsa? Böyle bir durum olmadığından makul ölçüde emin olmanın hiçbir yolu bulunmuyor. İki numaralı sorun budur.

Ne olursa olsun, özgür olmayan bir programda (kullanıcı haricinde) değişiklikler yapılması hiçbir zaman kabul edilemez.

Ortalama bilgisayar sahibi, dizüstü bilgisayarının içinde entegre bant-dışı uzaktan erişim ve denetim işlevselliği gelmesini beklemez. Ne var ki AMT tam olarak budur. Üç numaralı sorun budur. Eğer kullanıcı AMT’nin mevcut olduğunu bile bilmiyorsa, ona uzaktan erişimi denetleyebilmesi nasıl beklenebilir?

Bu durumu geliştimek için ne yapılabilir?

AMT’si olan bir makineyle yapabileceğiniz en iyi şey BIOS ayarlarında “AMT’yi etkisiz kılmak”tır. Bu ayarın işe yarayacağı kesin olmasa da BIOS ayarlarında “AMT’yi etkinleştirme”ye göre daha güvende olmanız muhtemeldir.

Uzaktan erişim işbirlikçi bir ağ arayüzü gerektirir: Intel ethernet bağdaştırıcıları, Intel WiFi bağdaştırıcıları ve desteklenen belirli 3G modemler var. Yapabilirseniz, Intel ürünü ağ arayüzlerini AMT’yi desteklemeyen farklı bir üreticininkilerle değiştirin.

Yeni donanım satın aldığınızda AMT’si bulunan Intel donanım almayın. AMD çipsetlerde AMT gibi şeyler bulunmaz. Fakat aklınızda olsun, hem Intel hem de AMD donanımlarında başka benzeri sorunlar bulunmaktadır.

Uzun vade için, Intel’in AMT yazılım katmanını özgür yazılım olarak yayınlamasına dönük lobi çalışması yapın. Intel’e bir e-posta göndererek AMT’ye karşı çıktığınızı ve AMT içeren hiçbir donanımı satın almayacağınızı bildirin.

AMT, modern Intel donanımı üzerinde tamamen özgür bir sistem çalıştırma karşısında ciddi bir engeldir; kullanıcıların özel alanı ve güvenliği karşısında bir tehdittir. AMT’nin ortadan kaldıracak ya da değiştirecek yollar bulunmasına yardım edenlere katılmak isterseniz campaigns@fsf.org adresinden bizimle irtibat kurun.

* BB = Binary Blob: sadece 0 ve 1’lerden oluşan, mantığı çözülemeyen, işletim sisteminin çekirdeğinde sürücü işlevi gösteren veri dizisi

Türkçesi: Işık Barış Fidaner