Aylık Arşiv: Ekim 2014

Makine-Öğrenmesi Üstadı Michael Jordan ile Büyük Veri Hülyaları ve Diğer Dev Mühendislik Çabaları Üzerine — Lee Gomes

Boşbeleş Büyük-Veri işleri ve beyinden-esinlenmiş yongalar yanlış anladığımız şeylerden iki tanesi sadece

Lee Gomes
20 Ekim 2014, spectrum.ieee.org

Fotoğraf-İllüstrasyon: Randi Klett

Fotoğraf-İllüstrasyon: Randi Klett

Büyük verilerin böyle aşırı istekle benimsenmesi muhtemelen ulusal köprü çökmeleri salgınıyla kıyaslanacak düzeyde bir dizi analiz felaketiyle sonuçlanacak. İnsan beynine dayanan yongalar yaratan donanım tasarımcılarının angaje olduğu girişim muhtemelen abesle iştigal olduğu anlaşılacak bir inanca dayanmakta. Son zamanlardaki tersi yöndeki iddialara rağmen, bilgisayar görmesinde kat etmiş olduğumuz ilerleme, Isaac Newton’ın elma ağacının altında oturduğundan bugüne fizikteki ilerleme kadardır ancak.

Bu sözler IEEE konferansında güvenliği kırıp abuk sabuk konuşan bir makinekırıcı çatlağın sözlerini andırıyor olabilir. Gerçekteyse bu görüşler bir IEEE Fellow’una, Kaliforniya/Berkeley Üniversitesi Pedong Chen Seçkin Profesörü Michael I. Jordan’a ait. Jordan, makine öğrenmesi üzerine dünyanın en saygın otoritelerinden birisi ve alanında uyanık bir gözlemci. Özgeçmişi tek başına dev bir veritabanı gerektirir, ve alanındaki konumu, 2013 Ulusal Araştırma Konseyi raporunun (“Dev Veri Analizinin Hudutları”) giriş yazısını yazmasına elveren bir düzeydedir. San Fransiscolu yazar Lee Gomes, IEEE Spectrum için 3 Ekim 2014’te onunla görüştü.

Michael Jordan’a sorduk…
— Hesaplamadan Bahsederken Neden Beyin Metaforları Kullanmayı Bırakmalıyız
— Makine Görmesine Dair Sisli Görüşümüz
— Büyük Veri Neden Büyük Bir Yıkım Olabilir
— 1 Milyar ABD Dolarıyla Ne Yapardı
— Tekillik Üzerine Nasıl Konuşmamak Gerekir
— P = NP Olup Olmamasından Daha Çok Neyi Önemsiyor
— Turing Testi Gerçekte Ne Anlama Geliyor

Sonraki Sayfa »

Analitik Motor üzerine Çevirmenin Notları: Not A.1 — Ada Lovelace

Lovelace Kontesi Ada Augusta
Bibliothèque Universelle de Genève 82, Ekim 1892, fourmilab.ch

Charles Babbage'ın icat ettiği Analitik Motorun şeması

Charles Babbage’ın icat ettiği Analitik Motorun şeması

Fark Motoru, Δ^7 u_x = 0 fonksiyonunun entegralini tablolamak için inşa edilmiştir. Bu motor, denizcilik ve gökbilimi tablolarının hesaplanması gereksinimi için özel olarak tasarlanmış ve uyarlanmıştır.

Sonraki Sayfa »

Menkıbe: Mevcut, menkul ve müşterek komünizmde ısrar beyanı

menkibe(Üstünkörü okumalar, cehalet ve öfkeden doğmuş,
neşeyle karışık bir serzeniş çiziktirmesi)

Şubat/Mart 2013

Bu broşürle ne haliniz varsa görün.

Sanal veya gerçek ortamda herhangi bir ulaşım adresi yoktur, asla olmayacaktır, bunu kullananlar veya bunu ima edenler kendi kendilerine bir şeyler yapmış olur ama bu satırlarla fiili alakaları yoktur, olmayacaktır.

İmla hataları, düşük cümleler ve kopukluklar affola.

Sonraki Sayfa »

Biz Anonymous’uz — Parmy Olson

anon

Biz Anonymous’uz: LulzSec, Anonymous Hacker Dünyasının ve Küresel Siber Ayaklanmanın İçyüzü)
Parmy Olson

Paloma / İnceleme Dizisi

“Orada, başkalarına dalaşma kültüründen doğmuş insanlardan oluşan bir ağ vardı; bu, sakinlerinin birbirine kişisel sorular sormadığı ve kendilerini korumak için âdet gereği hayatları hakkında yalan söylediği bir dünya.”

Sonraki Sayfa »

Yeni Bir Dünya İçin Tasarımlar — McKenzie Wark

McKenzie Wark
10/2014, e-flux.com

Bugünlerde “sanat” türündeki şeylerin yer aldığı uzanım daha da uzarsa muhtemelen kopacak. Bir uçta sanat, parayı kökenli bir “nesne” olarak tekilleştirmeye dayalı bir tür finansal enstrümana dönmekte. Bu, herhangi bir tür —kavramsal, imgesel— nesne olabilir, mühim olan tek şey, kimin bunu kimden satın aldığını bildiren bir belgenin varlığıdır. Özellikle resimlerin böyle enstrümanlar olarak iyi iş gördüğünü unutmayalım, özellikle de potansiyel alıcının iPhone’una gönderilen .jpeg’de iyi gözüküyorlarsa. “Sanat dünyası” diyebileceğimiz şey, işte bu finansal yan pazardır. Sıkıntının dağıtılması, sanat-fuarı turizminin teşvik edilmesi ve günümüzün rantçı sınıfına konuşma konusu ve ev dekorasyonu sağlamak gibi yan etkileri de vardır. Artrank.com sanat dünyasının bu versiyonunun en kusursuz örneğidir.

Sonraki Sayfa »

Yasalar üzerine — Bruno Latour

Dijital Beşeriyet 2014 – Açılış Gecesi

(1:25)

Dinleyici:
— Merhaba. Toplumsal çalışmaların üçüncü çağı olarak titreşimden bahsettiniz. Eğer bu salonda bir doğa bilimcisi varsa, muhtemeldir, titreşimden bahsedildiğinde, merkezi limit teoremi ve benzer şeyler aklına gelir. Büyük sayılar varsa yasalar bulunacağını düşünebiliriz. Yani acaba dijital beşeriyet topluluğu olarak şu fikir karşısında duraksamalı mıyız: bir olay disiplini olmaktan, (.?.) deyişiyle, yasa disiplini olmaya geçelim, ya da ikisini karıştıralım. Büyük sayıların yasaları var mıdır ve bunlarla ne yapmalıyız? Biz de kültürün fizikçileri mi olmalıyız yoksa ait olduğumuz yerde mi kalmalıyız? Tırnak işareti. Sorum budur.

Bruno Latour:
— Bunu yanıtlayabilir miyim emin değilim, çünkü… Ben doğa bilimlerinin yasalarına da çok inanan birisi değilim. Bence bu, görüngülere yakın bir dikkat içine girmenin bir yolu, yani… Romanı, romana dair Moretti’nin argümanını alırsak, yasalara ulaşırsınız. Ama muazzam miktarda literatürün taranabilmesi çok daha ilginçtir. Bu yine yasa tespit etmek ve dijital beşeriyet alanını suni bir doğa bilimine dönüştürmek için midir? Bence tam tersi anlamdadır. Öbür yöne gider yani, büyük miktarda toplumsal-teknik pratiğin, birlikte kitap okuma işinin, karmaşık görüngülerin soruşturulması işinin donatılmasıdır. Doğa bilimleriyle arasındaki ilişkiyi bunlar oluşturur. Şu değil: “Hah! Sizde ne kadar yasa varsa biz beşeriyette de var”. Aksine: “Biz de sizin gibiyiz, tartışmalı veri kümesi”—ne diyelim—”manzarasında yaşamaya alışın”. Ve bence bu… Doğa bilimcilerle yaptığım işbirliğini düşünürsem, tabi ki bir yöne doğru gitmesi gerekir… Ama coğrafyacılarla konuşursunuz, onların da kendi ekrantoryası [scriptorium→screentorium] vardır… Yani yerel, küçük yasalarınız olabilir, ama gaye bu değildir, yani bence. Çünkü mesela… Dijital beşeriyet, pozitivist bilime dönüşmüş beşeriyet değildir; bizim de kendi ekrantoryamızla donatılmış olduğumuzu, farklı disiplinlerle fikir paylaşarak ortak tefsirler yapabileceğimizi olgularla öğrenmemizdir. Bütün mesele, —çoğu zaman tartışmalı olan— karmaşık verilerin yorumlanmasıdır. Yani tartışmalı veri manzarasında ortaklaşa keşif yapmaktır. Ve “veri/data”ya bence “sublata” denmeli, çünkü bu elde edilir, doneé değildir, pardon fransızcada… Buna doneé deriz, verili anlamında. Ve onlar elde edilir. Veri/data için bir sürü başka isim de var: kapta (fx: kapıyor), sublata (fx: çekiyor)… Ama veri/data denmemeli. Bu yüzden… O fikre girmeyeceğim, yani belki siz bu konuda çok daha fazlasını biliyorsunuzdur ama ben işbirliği yaparak roman yazmanın yasalarının bulunacağını düşünmüyorum. Ama bu kesinlikle roman yazmanın anlamını tamamen dönüştürür, beş roman yerine dört yüz roman olur. Ya da Venedik örneğinde, yani üzerinden geçebileceğiniz dokuz kilometrelik arşiviniz varsa eğer, Venedik’in tarihini yazmanın anlamını tamamen dönüştürür. Ama üzerinden geçtiğiniz şey esasen çok özgül, çok yerel bir öğedir. Ve toplumsal bilimleri tamamen dönüştüren şey budur. Ama bu, yasalarla ilgili değildir, titreşimle ilgilidir, tam olarak fransız sosyolojisinin kurucularından Gabriel Tarde’ın sözcüğe verdiği anlamda. Fransızcada bu sözcük var ama ingilizcede işlemiyor: réplique. Bu izler yoluyla çalıştığınız birçok şey réplique’tir. Replikalar değil réplique: artçı sarsıntı. Twitter bir réplique kümesidir. Okumak, yorumlamak, yorumbilimsel çember birer réplique kümesidir. İşte titreşimle bunu kastediyorum. Öyle roman yazmanın “yasalarını” bulmaya dönük, ya da şehirsel büyümeyi yorumlamanın yasalarını bulmaya dönük türde bir şey değil. Hatta yasalar hep biraz matrak oluyor.